İçeriğe geç

İşçi fazla mesai yapmak istemezse ne olur ?

İşçi Fazla Mesai Yapmak İstemezse Ne Olur? (Komik Bir Bakış Açısı)

Hadi bakalım, konu başlığını gördüğünde ilk aklınıza gelen nedir? “Fazla mesai” deyince gözünüzün önüne hemen patronunuzu mı görüyorsunuz? Ya da mesai saatinin bitmesini beklerken, iç sesinizin “Bir an önce şu saati gelsin de eve gideyim!” diye bağırdığını mı duyuyorsunuz? Eğer cevabınız “evet”se, yalnız değilsiniz. Çünkü benim de günümün en heyecanlı anı, “Vakit doldu, hadi hayırlısı” diyerek, bilgisayarımı kapattığım andır. Ama bir de işçi fazla mesai yapmak istemezse ne olur sorusuna odaklanalım; hem eğlenceli hem de düşündürücü bir şekilde.

1. Fazla Mesai: Patronun “Zamanı” ve Çalışanın “Ruh Hali”

Şimdi içimdeki bir ses diyor ki: “Yine başlıyorsun, fazla mesai olunca herkesin moralini bozmaya…” Ama dur, dinle! Fazla mesai deyince genellikle aklımıza çalışanların içinden geldiği gibi bir “ahhhh” sesi yükselir. Çünkü gerçekten de fazla mesai, çalışma hayatının genellikle en stresli kısmıdır. İşin esprili yönü ise şu: Patronun saat 18:00’de (ya da o civarda) iş yerinde döndüğünde “Hadi biraz daha çalışalım, ne olacak ki?” demesi bir yandan karizma, diğer yandan tam bir işkence olabilir.

Mesela geçen gün ofiste böyle bir şey yaşadım. Saat tam 18:10, bilgisayarımı kapatmışım, telefonumu cebime atmak üzereyim ki patron birden ortaya çıkıyor. O anki halim, tam da o anda “Mesai bitti mi, daha bitmedi mi?” diye düşünmeye başlıyorum.

Patron: “Hadi biraz daha çalışalım, sadece 15 dakika falan, olur mu?”

Ben: İç sesim “Yani 15 dakika ne ki? Hemen evime gitsem, annem bana çorba yapacak, akşam dışarı çıkacağım falan… Neyse, 15 dakika da olsa çalışırım.”

15 dakika derken, ne oldu? 45 dakikayı buldu! O kadar çalıştım ki, akşam eve gittiğimde tam olarak “Aman Tanrım, bu kadar çalışarak ölümsüz mü olacağım?” dedim. 😅 Ama fazla mesai gerçekten de öyle bir şey. Yavaşça başlarsınız, bir de bakmışsınız sabaha kadar iş yapıyorsunuz.

2. Fazla Mesai Yapmak İstemeyen İşçi: İsyan Başlıyor

Peki, ya işçi fazla mesai yapmak istemezse ne olur? Durum aslında pek de karmaşık değil. Çünkü çoğu zaman biz işçiler, birazcık fazla mesai yapmamaya çalışıyoruz. Hani o tabiri caizse “Sistemi oyununa getirme” stratejisi! “Bugün de biraz erken çıkalım, yarın fazlasıyla telafi ederim” diyoruz ama patron bu durumu pek sevmez.

Geçenlerde iş arkadaşım Ahmet’le konuşuyorduk:

Ahmet: “Birader, bugün beni fazla mesaiye bırakmayacaklar herhalde. Hazırım, bak öğleden sonra iş falan yapmam.”

Ben: “Sen deli misin? Patronu görürsen, kafana yapışır, ‘hadi bir saat de şunu yap’ der.”

Ahmet: “Ah, işte o zaman direnişe geçiyorum, içimdeki sosyal aktivist ortaya çıkıyor.”

Bu noktada içimdeki mühendis devreye giriyor: “Ama gerçekçi olalım, fazla mesai yapmak demek, ek gelir demek, yani patronun ne kadar sıksa da bir şekilde yapacağız.” Ancak işin insani boyutuna gelirsek, o fazla mesai sonunda vücudumuz bir şekilde yavaşlıyor. Hani o sabah uykusuz, bitkin halle çalışırken “Yatacak yerim yok, eve gitsem de fayda etmiyor” diye düşünürken, kendini biraz hüsrana uğramış hissediyorsun.

3. “Fazla Mesai” Konusunda Alışkanlıklar: Takılacak Yine Bir Saat Var

Şimdi gelelim daha ciddi bir konuya: Fazla mesai yapmanın işçilere ve şirket kültürüne etkisi ne? Tabii ki, bu soruyu bir başka gözle de görmek gerekiyor. Bizler gün boyunca o kadar çok farklı şeyle uğraşıyoruz ki, bazen fazla mesai yapmak istemek, sadece iş yükünün artmasıyla alakalı olmayabilir. Bazen, insana “Bir saati daha ne değiştirir?” diye düşündüren durumlar yaşanır. Mesela ofis arkadaşım Melis, saat 17:45’te ne zaman kalkacak olsa, hemen bir “Bugünlük bu kadar!” diye bağırır.

Melis: “Ya, bu projeye 5 dakika daha mı ekleyeceğiz? Biz de insana saygıyı unuttuk, işimizi yapıyoruz ama kıyamet mi kopacak?”

Hah! İşte böyle! Geriye doğru baktığımda, aslında biraz da eğlenceli bir duruma dönüşebiliyor. Biz işçiler, mesaiyi biraz esnetip, hemen kalkmayı istemekle suçlansak da, bazen “Fazla mesai yapmak istemiyorum” dedikçe, bu durum bir tür “off” gibi hissettiriyor. Ama her şeyin sonu, patronun 1 saatlik kahve molasına gitmesiyle noktalana biliyor.

4. Patronların Cevabı: “Hadi Yavaşça Çalışalım”

Bir gün patronuma fazla mesai yapmak istemediğimi söyledim. Ve işte, o anı anlatırken bile nasıl büyük bir gerilim oluştuğunu tahmin edebiliyorum:

Ben: “Patron, bugün hiç fazla mesai yapmasak?”

Patron: “Neden, işim bitmedi diyorum, ben bir çözüm öneriyorum, biraz hızlanalım.”

Ben: “Aaa, hadi bakalım, 15 dakika yine ekleriz.”

Sonuç olarak, patronumla aramızda geçen bu diyalog, hem bizim için bir çözüm yolu olmuştu hem de daha sonra birbirimize gülerek o kadar çok espri yapmıştık ki. İşte böyle bir noktada insan gerçekten şu soruyu sormak istiyor: “Hadi, gerçekten de fazla mesai yapmasak ne olurdu?”

5. Sonuç: Fazla Mesaiye Karşı Direniş veya Teslimiyet

İçimdeki mühendis yine devrede: “Mantıklı düşün, fazla mesai seni yoruyor ama ekstra gelir de kazandırıyor.” Ama içimdeki insan bir başka: “Ama ya bu yorgunluk beni yiyip bitirirse? Ya kendimi ruhen tükenmiş hissedersem?” Ve işte bu, fazla mesai yapmak istemeyen işçinin gerçek sorunlarından birine dönüşüyor.

Sonuçta fazla mesai yapmak istemeyen işçinin durumu, biraz strateji, biraz eğlence, biraz da isyan meselesidir. Çünkü bir işçi, fazlasıyla çalışmaya başladığında hem verimliliği düşer hem de işyerindeki atmosfer ağırlaşır. Bunu bile bile, bazı işçiler hâlâ mesaiyi “fazla” yapmayı reddedebilir. Ama sonunda, belki de işin sırrı, “Bugünlük yeter!” demekle başlar. Hem duygusal hem de fiziksel açıdan bir adım geri atmak da bazen hayatın en akıllıca hamlesi olabilir.

Fazla mesai yapmamak istemek, aslında bir özgürlük talebidir. Ama ne olursa olsun, çoğu zaman bir yolunu buluruz ve sonrasında “Yine de ne oldu ki?” diyerek rahatlarız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet güncel giriş