İçeriğe geç

Bimer nedir ne işe yarar ?

BİMER, yani Başbakanlık İletişim Merkezi, bugün resmî olarak yerini CİMER’e (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) bırakmış olsa da, Türkiye’nin yakın tarihine kazınmış güçlü bir anlatıdır. Bir başvuru hattı olmanın ötesinde, yazının, sesin ve talebin devlete ulaşma arzusunun kurumsallaşmış biçimidir. Bu yazıda “BİMER nedir, ne işe yarar?” sorusunu teknik bir rehber gibi değil; edebiyat perspektifinden, kelimelerin gücünü ve anlatıların dönüştürücü etkisini merkeze alarak ele almak istiyorum. Çünkü bazen bir dilekçe, bir romandaki iç monolog kadar güçlüdür.

Kelimelerle Açılan Bir Kapı: Etkileyici Bir Giriş

İnsan, anlatmak ister. Derdi olduğunda, haksızlığa uğradığında, duyulmadığını hissettiğinde… Tarih boyunca bunu bazen bir mektup yazarak, bazen bir destan söyleyerek, bazen de günlüğünün kenarına düşülen bir notla yaptı. Modern devletlerde ise bu anlatma arzusu, dijital formlar ve resmî kanallar aracılığıyla vücut bulur. İşte BİMER tam da bu noktada ortaya çıkar: Yurttaşın sesinin, bürokrasinin kalın duvarlarını aşma çabası.

Bir roman kahramanının “sesimi kim duyacak?” sorusuyla bir dilekçe sahibinin “acaba biri okur mu?” kaygısı arasında düşündüğümüzden daha az mesafe vardır.

BİMER Nedir? Tanımın Ötesinde Bir Metin

Resmî Tanım

BİMER, vatandaşların kamu kurumlarıyla ilgili şikâyet, talep, öneri ve bilgi edinme başvurularını iletebildiği bir devlet iletişim sistemidir. İnternet, telefon ve yazılı başvuru yoluyla işler. Bugün bu işlev CİMER tarafından sürdürülmektedir.

Ama edebiyat gözlüğüyle bakarsak BİMER, bir başvuru sistemi değil; bir anlatı mekânıdır.

BİMER Bir Metin Türü Olarak Okunabilir mi?

Bir BİMER başvurusu düşünün.

– Bir anlatıcı vardır (başvuruyu yapan).

– Bir çatışma vardır (yaşanan sorun).

– Bir beklenti vardır (çözüm, adalet, cevap).

Bu yönüyle BİMER metinleri; dilekçe, itirafname, iç dökme yazısı ve bazen de kısa hikâye arasında salınır. Resmî dilin kalıplarıyla kişisel duyguların çarpıştığı bir metin türüdür bu.

Edebiyatta Devlet, Bürokrasi ve Ses

Kafka’dan Bugüne: Anlatı ve Bürokrasi

Kafka’nın Davasında Josef K.’nın yaşadığı belirsizlik, bürokratik yapının bireyi nasıl susturduğunu gösterir. BİMER ise tam tersine, bireye “yaz, anlat, bildir” diyen bir kapı açar. Ama soru şudur: Bu kapı gerçekten açılır mı, yoksa yalnızca açılıyormuş hissi mi verir?

Bu gerilim, modern edebiyatın en temel temalarından biridir.

Türk Edebiyatında Dilekçe ve Arayış

Türk edebiyatında da dilekçe, arzuhal, mektup önemli yer tutar. Orhan Kemal’in işçi karakterleri, Yaşar Kemal’in köylüleri, çoğu zaman bir makama seslenir ama cevap alamaz. BİMER/CİMER anlatısı, bu geleneğin dijital çağdaki devamı gibidir.

Burada semboller devreye girer:

– Dilekçe → Umut

– Form → Düzen

– Otomatik yanıt → Bekleyiş

Anlatı Teknikleriyle BİMER Okumak

Anlatı teknikleri ve Başvuru Dili

Bir BİMER başvurusunda kullanılan dil çoğu zaman iki uç arasında gidip gelir:

– Aşırı resmî, duygusuz anlatım

– Yoğun öfke ve kırgınlık içeren kişisel anlatım

Bu, edebiyatta anlatıcı güvenilirliği meselesini hatırlatır. Okuyucu (burada kurum), anlatıcıya ne kadar inanır? Metin ne kadar ikna edicidir?

Birinci Tekil Şahıs: “Ben”in Mücadelesi

“Ben bir vatandaş olarak…” diye başlayan cümleler, edebiyatta sıkça gördüğümüz bir özne inşasıdır. Bu “ben”, çoğu zaman güçsüzdür ama yazıyla güçlenir. Yazmak, burada bir direniş biçimidir.

Kendi deneyimimden bir gözlem: İnsanlar BİMER’e yazarken, gündelik hayatta kuramadıkları cümleleri daha cesurca kurar. Çünkü yazı, yüz yüze ilişkilerden daha güvenli bir alan sunar.

Metinler Arası İlişkiler: Dilekçe, Mektup, Günlük

BİMER Metni ile Mektup Arasındaki Bağ

Eski mektupları düşünün. Bir devlet büyüğüne yazılan ama cevabı belirsiz mektuplar… BİMER başvuruları, bu geleneğin dijitalleşmiş hâlidir. Adres değişmiştir ama beklenti aynıdır: “Biri beni ciddiye alsın.”

Günlük ve İtiraf Geleneği

Bazı başvurular neredeyse birer günlük sayfası gibidir. Kişi sadece sorunu değil, yaşadığı duyguyu da anlatır. Bu noktada BİMER, resmî bir kanal olmasına rağmen beklenmedik biçimde insani bir metin arşivi haline gelir.

Temalar: Adalet, Umut ve Sessizlik

Adalet Arayışı

Edebiyatın en eski temalarından biri adalettir. BİMER de bu temayı taşır. Başvuru yapan kişi, yalnızca bir işlem talep etmez; çoğu zaman “haklıyım” demek ister.

Bekleme ve Sessizlik

Cevap gelmeyen bir başvuru, edebiyatta sessizlik temasını çağrıştırır. Samuel Beckett’in bekleyen karakterleri gibi, başvuru sahibi de sistemden bir ses bekler.

Burada okura sormak isterim:

Sessizlik, her zaman olumsuz mudur, yoksa bazen anlatının bir parçası mıdır?

BİMER’den CİMER’e: Anlatının Dönüşümü

İsim Değişir, Metin Kalır

BİMER’in CİMER’e dönüşmesi, edebi açıdan bir yeniden adlandırmadır. Anlatı değişir mi, yoksa sadece başlık mı? İçerik, yani yurttaşın devlete yazma ihtiyacı, olduğu gibi durur.

Dijital Anlatılar ve Gelecek

Gelecekte yapay zekâ destekli sistemlerin bu metinleri analiz ettiğini düşünelim. Duygu analizi, tema çıkarımı… Belki de bir gün BİMER/CİMER başvuruları, bir dönemin toplumsal romanı gibi okunacak.

Sonuç Yerine: Okura Açık Sorular ve Kişisel Gözlemler

BİMER nedir, ne işe yarar sorusu, edebiyat perspektifinden bakıldığında şuna dönüşür:

İnsan, sesini nereye bırakır?

Bir başvuru yazdığında ne hissedersin? Umut mu, öfke mi, rahatlama mı? Yazının seni dönüştürdüğünü fark ettin mi hiç?

Şu sorularla bitirmek istiyorum:

– Sen hiç bir metni “okunur mu acaba?” kaygısıyla yazdın mı?

– Yazmak, senin için bir talep mi yoksa bir ifade biçimi mi?

– Resmî metinlerle edebi metinler arasındaki sınır sence nerede başlıyor, nerede bitiyor?

Belki de BİMER’in en edebi tarafı şudur:

Okunup okunmayacağını bilmeden yazmaya devam eden insanların varlığı.

Ve bazen, tam da bu belirsizlikte, yazının insani dokusu ortaya çıkar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet güncel giriş